Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, sosyal medya hesabından yayımladığı yazılı açıklamada, çatışma çözümü ve silahsızlanma süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Demirtaş, her aşamanın kendine özgü zorlukları ve fırsatları bulunduğunu belirterek, sürece katkı veren tüm aktörlerin güçlü iş birlikleri geliştirmesi ve fırsatları ortak kazanıma dönüştürebilecek kapasitelerini harekete geçirmesi gerektiğini kaydetti.
Sürece bakış farklı kesimler
Demirtaş, sürecin herkese kazandıracağına inanan kesimlerin zorlukları aşmak için yoğun çaba gösterdiğini ifade etti. Sürecin başarısına inanmayan bazı çevrelerin ise bölgesel ve küresel gelişmeleri fırsata çevirme hesabıyla süreci geciktirmeyi sürdürdüğünü savundu. Geçmiş deneyimlerin yarattığı güvensizlik nedeniyle ihtiyatlı yaklaşan kesimlerin de bulunduğunu belirten Demirtaş, tıkanmaların önemli nedenlerinden birinin, değişimi ilerletme iradesiyle değişime direnen anlayışların sürekli karşı karşıya gelmesi olduğunu söyledi.
Demirtaş, değişimin zorunluluğuna inanmayanların sürece karşı çıkmak için çok sayıda gerekçe ileri sürebileceğini, ancak bunların reel politiğin işleyişini durduramayacağını dile getirdi. İlkeli ve meşru siyasetin reel politiğe teslim olmadığını, öte yandan onu görmezden gelme saflığına da düşmediğini ifade etti.
Öcalan'a ilişkin değerlendirme ve sorumluluklar
Kolaylaştırıcı adımların atılması gerektiğine işaret eden Demirtaş, Abdullah Öcalan'ın önderlik tarzını farklı kılan unsurun dengeleri iyi görmesi, cesur hamleler yapması ve risk alarak siyaset zeminini koruması olduğunu belirtti. Öcalan'ın silahlı mücadelenin zamana yenildiğinin uzun süredir farkında olduğunu savunan Demirtaş, örgütün ve devletin aynı anda değişime davet edildiğini, böylece atılacak adımların birbirini tamamlayacağı yeni bir siyasi zemin oluşturulmaya çalışıldığını söyledi.
Demirtaş'a göre değişim ihtiyacı sürece katılan tüm aktörler için geçerli, ancak sorumluluk herkesin konumuna ve imkanlarına göre farklılaşıyor. Devletin demokratikleşme, hukuki güvenceleri oluşturma ve özgürlüklerin önünü açma sorumluluğu ile örgütün silahsızlanmayı ilerletme sorumluluğunun birbirinin yerine geçemeyeceğini kaydetti.
Çözüme giden yolun tek anahtarla açılabilecek bir kapıdan geçmediğini belirten Demirtaş, her aktörün elinde farklı kapıları açabilecek anahtarlar bulunduğunu, herkesin kendi anahtarını kullanarak ortak yolun önünü açması gerektiğini ifade etti. Bu sayede tıkanıklıkların aşılabileceğini, siyaset kurumunun güçlenirken demokratikleşmenin, özgürlüklerin ve refahın önünün açılabileceğini söyledi.
Sürecin en önemli ihtiyaçlarından birinin ortak güvenin yeniden inşası olduğunu vurgulayan Demirtaş, geçmiş deneyimlerin, yerine getirilmeyen sözlerin ve yaşanan ağır kırılmaların yarattığı güvensizliğin yalnızca iyi niyet çağrılarıyla aşılamayacağını belirtti. Sürece katılan herkesin birbirinden peşinen güven beklemek yerine, güveni birlikte üretecek koşulların oluşmasına katkıda bulunması gerektiğini dile getirdi.